Bu güzel haziran sabaha karşısında sıcağı sevmeyenler için günün en güzel bölümlerinden birisi yaşanıyor,
Aslında sıcağı seven benim için de günün en güzel bölümlerinden biri yaşanıyor.

Harika bir günün habercisi, güneşin ufuktan doğmaya başlamasından bir an öncesi, benimle adaş olan bu zaman diliminden hemen sonra,


içimde "hafifçe" den biraz daha "sert" bir şekilde hissettiğim sabah serinliği, birazdan yerini güneşin sıcak öpücüklerine
ve yol boyunca çevirdiğim pedallar ise yerini yokuş aşağı bir süzülmeye bırakmak üzereyken,
geniş ve dik yokuşun her iki yanında meyve ağaçlarıyla bezeli bahçelerden sokağa uzanan dallar manzarayı daha da güzelleştiriyor,
birazdan çantamdan çıkaracağım çapari ve kurşunların buluşacağı soğuk, tuzlu denizin iyot kokusunu taşıyan rüzgarın ciğerlerime daha buradan işlemeye başlaması nasıl da açıyor uykumu,
bisikletimle süzülürken,
boynumdan, sırtımdan içeri giren sabah serinliği ile birlikte...

Tek tük insandan ziyade sokağı paylaştığım, yerde geometrik şekiller çizerek dolaştığı esnada yemek aradığı veya sevgilisine kur yaptığı düşüncelerini aklıma getiren güvercinler,
sinsi sinsi matematik hesapları yapan, belki fizikte yeni kanunlar bulmaya aday, güvercinleri uzaktan, bir gök bilimcinin yıldızları izlediği dikkat ile izleyen tekir kedi...
Ve az sonra bisikletimin orta direğinde kollarımın arasında yerini alacak olan, aslında deniz kokusunun beni çektiğini düşünürken, kokusunu aldığım ilk anla birlikte yanıldığımı anlayacağım, evdekileri uyandırmadan usul adımlarla bahçeye süzülmüş bahçe kapısında beni beklemek üzere adımlar atan Sen.

Ve istanbul boğazında geçireceğimiz o günün şu an gerçekleşiyor olmasına rağmen, kalbime anlatmaya zorlandığım inanılamaz derecedeki güzelliği...

 

Fatih Şafak KURTOĞLU

loading...