Osmanlı İmparatorluğu

1898 'de başlayan Bulgar Piyangosu, Türkiye'de de bilet satabilmek için Osmanlı Hükumetinden izin almış olmalı. Zira Osmanlı basınında bu piyangonun acentaları sürekli ilan vermektedir. Bunlardan bir örnek şöyledir:
"Sofya beldesinin Bulgaristan Emareti'nin taht-ı temininde ve sunuf-u müteaddideye münkasem bulunan piyangosudur."

Add a comment

OSMANLI'DA PİYANGONUN BAŞLANGICI "İLK ÖNERİ"

Osmanlı devletinde Lotarya sözcüğünü kullanarak piyangodan sözeden "şimdilik bulabildiğimiz" en eski kaynak, 18.yüzyıl sonlarında yazılmış bir sefaretnamedir*.
Başlangıç

Osmanlı İmparatorluğu' nda piyango çekilişIerinin, Batı kökenli hemen hemen herşey gibi, öncelikle levantenler ve gayr-i Müslim anasır arasında başlamış olması, şaşırtıcı değildir.

Add a comment

nalin-webGenellikle hamam ve ıslak yerlerde giyilen, ayağa deri ya da lastik bir kemer yardımıyla tutturulan dört-beş parmak yüksekliğinde bir tür takunya (tahta terlik).

Değerli nalınlar şimşir ya da abanoz ağacından yapılır, sedef ve mercan kakmalar, gümüş işlemeler, oyma ve kabartmalarla süslenir.

Add a comment

İmaret veya imarethane; Osmanlı döneminde yoksullara yardım amacıyla oluşturulan hayır kurumlarıdır. Başlangıçta imaretlerde; şehir dışından gelenlere, yolculara, yoksul ve düşkünlere yiyecek, sağlık ve giyecek yardımı yapılırdı. Sonraları ise imaretler sadece yemek verilen aşhanelere dönüşmüşlerdir.

İmaretlerin giderleri, imareti yapanın kurduğu vakfın gelirleriyle karşılanırdı. Beylikler dönemindeki imaretlerin vakıflara bırakılması yöntemi Osmanlı döneminde de devam etmiştir. Add a comment

Kaptan-ı Derya, Osmanlı İmparatorluğu'nda donanma komutanlarına verilen addır.

16. yüzyıl'ın ortalarına kadar beylerbeyi rütbesi, o tarihlerden sonra vezir kaptan-ı deryaların (kaptan paşa da denir) önemi, Osmanlı İmparatorluğu'nun denizaşırı topraklarının genişlemesiyle ve Akdeniz kıyılarındaki fetihler çoğaldıkça daha da arttı.

Kaptan-ı Derya,
Divan-ı Hümayun'a üye olarak katılır, Osmanlı İmparatorluğu'nun "deniz eyaletleri" diye adlandırılan eyaletlerini (Cezayir, Tunus, Trablusgarp, Akdeniz adaları) doğrudan ya da denizci paşalar aracılığıyla denetimleri altında tutarlardı. Başlangıçta Gelibolu'da daha sonraları İstanbul'da Kasımpaşa'da oturan ve semt ile tersanenin güvenliğinden sorumlu olan kaptan-ı deryaların unvanı Tanzimat döneminde kaldırıldı. Add a comment

Sultan VI. Mehmed Vahdettin Han
(1861-1926)

Babası : Sultan Abdülmecid
Annesi : Gülistü Sultan
Doğduğu Tarih : 2 Şubat 1861
Padişah Olduğu Tarih : 4 Temmuz 1918
Saltanatın Ilgası : 1 Kasım 1922
Yurttan Kaçışı : 17 Kasım 1922

Sultan Mehmed Vahdeddin, otuzaltıncı padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı ve İmparatorluk tarihinde son kılıç alayı yapıldı. İyi bir eğitim alarak yetişti, çok zeki, okuduğunu hemen kavrayıp, anlamlar çıkarır, meseleleri tahlil edebilirdi. Ağabeyi Mehmed Reşad gibi şehzadeliği döneminde, devlet yönetiminde padişah idaresini yakından görmüş, tecrübe sahibi olmuştu.

Sultan Vahdeddin, görev kendisine verildiğinde ne kadar ağır bir sorumluluk aldığını biliyordu. Atalarının yönettiğinden çok farklı bir duruma gelmiş bir devleti yönetecekti. Osmanlı ailesi, tek egemen güç olarak bu toprakları yönetmekle görevlendirilmişti. Onlar kendilerine verilen emaneti, tehdit ve tehlikelerden korumak, güvenlik stratejisine ulaşmak için gece gündüz, ay ve yıllarca mücadele etmişler, üç kıtaya yayılan bir İmparatorluk kurmuşlardı. Belki de tarihimizde 2 şehzade kardeş olarak en acı kaderi yaşamışlardı. Artık düşman uzaklarda değil, Anavatan’da, Anadolu coğrafyası içinde idi. Suriye’de Fransa, Irak’ta İngiltere komşumuz olmuştu. Bununla da yetinmemişler, Türkçülük hareketine karşı çeşitli bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızı devlet aleyhine isyana teşvik etmişler, birçok toprağını savaşmadan, elde etmeyi başarmışlardı. Add a comment